Türkiye’de her yıl milyonlarca ton gıda çöpe gidiyor. Çoğu zaman bu tabloya “ekonomik kayıp” başlığıyla bakıyoruz. Oysa mesele bundan çok daha derin.
Çünkü gıda israfı, sadece bütçeyi değil; sağlıklı yaşam kültürünü, sağlık okuryazarlığını, toplumsal adalet duygusunu ve uzun vadede sağlık sisteminin sürdürülebilirliğini de doğrudan etkiliyor.
Türkiye Sağlık Vakfı Başkanı Dr. Murat Balaban (Ph.D) bu noktada net konuşuyor:
“Gıdaya bu kadar kolay ulaşıp aynı kolaylıkla çöpe atabilen bir toplumda, sağlıklı yaşam kültüründen söz etmek zorlaşıyor.”
1️⃣ Gıda İsrafı: Ekonomik Kayıptan Önce Kültürel Bir Kırılma
Gıda, insanlık tarihinde sadece “besin” olmadı.
Paylaşımın, emeğin, şükrün ve sürekliliğin sembolüydü.
Bugün ise:
-
Alınıyor
-
Tüketilmiyor
-
Çöpe atılıyor
Bu döngü, insanların besine yüklediği anlamı zayıflatıyor.
Besin değersizleştiğinde, beden de değersizleşiyor.
Dr. Murat Balaban’a göre bu durum, sağlıklı yaşam kültürünün en görünmez ama en tehlikeli aşınması:
“Besine saygısı azalan toplumun, bedenine ve sağlığına saygısı da azalıyor.”
2️⃣ İsraf – Sağlık İlişkisi: Görünmeyen Ama Güçlü Bir Bağ
Gıda israfı ile sağlık arasında doğrudan bir bağ yokmuş gibi görünür.
Ama tabloyu biraz genişlettiğimizde zincir netleşir:
-
❗Plansız alışveriş
-
❗Aşırı porsiyon
-
❗Dengesiz beslenme
-
❗Yüksek şeker ve işlenmiş gıda tüketimi
-
❗Obezite, diyabet, kalp-damar hastalıkları
Bu noktada Dr. Balaban’ın sıkça dile getirdiği çarpıcı soru devreye giriyor:
“25 yıldır yaşam tarzını hiç değiştirmeden, sadece reçete yazdırıp insülin kullanan bir diyabet hastası varsa, bireyi değil sistemi sorgulamak gerekir.”
İsraf, önleyici sağlık yaklaşımının tam karşısında durur.
Çünkü önlemek yerine tüketip telafi etmeye odaklıdır.
3️⃣ Gıda İsrafı ve Sağlık Okuryazarlığı Açığı
⚠️ Sağlık okuryazarlığı sadece ilacı doğru kullanmak değil, ne yediğini, ne kadar yediğini, neden yediğini bilmektir.
Ancak ülkemizde
-
Alınan gıdanın yarısı çöpe gidiyorsa
-
Son kullanma tarihi okunmuyorsa
-
Porsiyon bilinci yoksa
burada ciddi bir sağlık okuryazarlığı problemi vardır.
Bu problem uzun vadede:
-
⚠️ Daha fazla kronik hastalık
-
⚠️ Daha fazla hastane başvurusu
-
⚠️ Daha fazla sağlık harcaması
anlamına geliyor.
4️⃣ Sosyal Adalet Boyutu: Bir Yerde Çöp, Bir Yerde Erişimsizlik
Gıda israfı sadece bireysel bir tercih değil; sosyal adalet meselesidir.
Aynı şehirde:
-
Bir mahallede gıda çöpe atılırken
-
Diğer mahallede sağlıklı besine erişim mümkün değilse
burada yalnızca ekonomik değil, etik ve sağlık temelli bir eşitsizlik vardır.
Dr. Balaban bu noktada kamunun rolüne dikkat çekiyor:
“Sağlıklı beslenme, lüks değil; temel bir halk sağlığı hakkıdır.”
5️⃣ Tarım ve Orman Bakanlığı’na Açık Çağrı: Daha Aktif, Daha Görünür Olun ✔️
Gıda israfı:
-
Tarımı
-
Sağlığı
-
Ekonomiyi
-
Çevreyi
aynı anda ilgilendiren çok disiplinli bir mesele olarak anlaşılmalıdır.
Bu nedenle Tarım ve Orman Bakanlığı’nın:
-
Sağlık otoriteleriyle daha entegre çalışması
-
Kamu spotlarını sadece israf değil sağlıklı beslenme kültürü odağında kurgulaması
-
Okullarda ve yerel yönetimlerde davranış değişikliğini hedefleyen programları artırması
artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Gıda İsrafı Bir Alışkanlık Değil, Önemli Bir Sağlık Politikası Konusu ⚕️
Gıdayı çöpe atmak:
-
Sadece parayı değil
-
Sadece emeği değil
-
Sağlıklı yaşam ihtimalini de çöpe atmaktır.
Ve bu mesele, bireysel farkındalığın ötesinde, kamusal bir sağlık sorumluluğu olarak ele alınmadıkça çözülmeyecektir.
Bu yazı, Türkiye Sağlık Vakfı “Sağlık Gerçekleri” kitabının bir bölümü kapsamında Dr. Murat Balaban (Ph.D) tarafından hazırlanmıştır. Kitap, okuyuculara sağlık alanına bütüncül bakış açısı sunmayı amaçlamaktadır.

1 Yorum
Didem Bayram
28-01-2026 08:40Gıda israfı konuşulurken genelde bireyler hedef alınıyor ama yazı çok doğru bir noktaya parmak basmış. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bu konuyu sadece üretim ve fiyat değil, toplum sağlığı ve beslenme kültürü açısından da daha aktif sahiplenmesi gerektiğini düşünüyorum. İsrafla mücadele, ancak güçlü bir kamu liderliğiyle mümkün.