COVID-19 ile Depresyon Vakalarında Çarpıcı Artış

COVID-19 ile Depresyon Vakalarında Çarpıcı Artış

Yeni ve geniş çaplı bir araştırma, Amerika Birleşik Devletlerinde COVID-19 salgını sırasında depresyon geçiren kişilerin sayısının çarpıcı bir şekilde arttığını ortaya  koydu.

Yeni bir araştırmaya göre, ABD'de depresyon yaşayan yetişkinlerin sayısı üç katına çıktı. Araştırmacılar şu anda ABD'li yetişkinlerin 4'te 1'inden fazlasının depresyon belirtileri yaşadığını bildirdi.

Pandemiden önce ABD'de depresyonda olan yetişkinlerin oranı % 8,5 idi. Ülke COVID-19 ile mücadele ederken bu oran % 27,8'e yükseldi.

Boston Üniversitesi Halk Sağlığı Okulunda yapılan çalışmada; "Önceki büyük ölçekli travmatik olaylardan sonra genel nüfustaki depresyon, en fazla iki katına çıktı" diye belirtiyor.

11 Eylül saldırısı ve Batı Afrika'da Ebola'nın yayılması gibi daha önceki kriz durumlarında da depresyon sayısı  artarken, bu son bulguların kapsamının yeni ve çok yüksek olduğu belirtiliyor.

Çalışma JAMA Network Open dergisinde yayınlandı. 

Bu araştırma, COVID-19 salgını sürecinde Amerikan halkının ruh sağlığına ilişkin ilk büyük ölçekli araştırmadır .

Depresyon belirtilerinin yaygınlığını ölçmek için, araştırmacılar psikiyatristler ile birlikte çalıştı.

Araştırmacılar, 2017–2018 Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Anketi'ni (NHANES), pandeminin başlangıcından önce depresyon oranlarının temel ölçümü olarak kullandılar. Bu ankete toplam 5.065 kişi katıldı.

Bu verileri, 31 Mart - 13 Nisan 2020 tarihleri ​​arasında 1.441 Amerikalı yetişkini kapsayan COVID-19 ve Yaşam Streslerinin Ruh Sağlığı ve Refahı Üzerindeki Etkisi (CLIMB) çalışmasının bulgularıyla karşılaştırdılar.

2020 anketi, salgının nispeten erken bir döneminde yapılmış olsa da, tamamlandığında, halkın yaklaşık % 96'sı için evde kalma tavsiyeleri ve yerinde barınma talimatları uygulanmıştı.

Depresyonun arkasındaki nedenler

CLIMB anketi, pandemiyle ilişkili çeşitli stres faktörleri de sorguladı. Bu stres faktörleri, bir arkadaşın veya sevilen birinin ölümünü ve kişisel gelir kaybı veya potansiyel kayıp gibi finansal endişeleri içeriyordu.

Anket sonucunda, tüm yaş gruplarında pandemi sebebiyle depresyon belirtilerinin arttığı tespit edildi.

Anket katılımcılarına göre, depresyonun en önemli tetikleyicisi kişisel mali refahla ilgili endişelerdi. Baş araştırmacı Catherine Ettman, "COVID-19'dan önce zaten risk altında olan, daha az sosyal ve ekonomik kaynağa sahip kişilerin depresyona girme olasılıkları daha yüksekti" diyor.

Ekip, özellikle 5.000 $ 'dan az birikimi olan bireylerin depresyon belirtileri yaşama olasılığının daha fazla olanlara göre % 50 daha fazla olduğunu tespit etti.

Ettman, çalışmanın “sağlam bir güvenlik ağının olduğu, insanların adil ücretlere sahip olduğu, adil politikaların ve uygulamaların olduğu ve ailelerin sadece gelirleriyle yaşayabilecekleri değil, aynı zamanda geleceğe yönelik para biriktirebilecekleri bir toplumun değerini vurguladığını söylüyor . "

Yetkililerin ABD'de devam eden pandeminin duygusal bedelini azaltmak için şimdi neler yapabileceklerine gelince, Ettman şunları söylüyor:

"Politikacıların, COVID-19 stresörlerinin depresyon üzerindeki etkisini azaltmaya yardımcı olmak için, kişilerin borçlarının ödenebilmesi için düzenlemeler yapması, istihdama bağlı olmayan evrensel sağlık sigortası sağlama ve insanların güvenli bir şekilde işe dönmelerine yardımcı olma gibi, atabilecekleri adımlar olabilir.”

Ettman, çalışmasının, en azından, yalnız olmadıklarını fark etmelerini sağlayarak depresyonla mücadele eden insanları rahatlatacağını umuyor.

Medical Health News

COVID-19: DOĞRU BİLİNEN 10 YANLIŞ İNANIŞ

COVID-19: KORONAVİRÜS ÖKSÜRÜK DAMLACIKLARI İLE 2 METRENİN ÖTESİNE GEÇEBİLİR

GRİP İLE COVID-19 ARASINDAKİ FARK NEDİR?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK EĞİTİMLER