Bizi Takip Edin!
Dil Seçimi:
Sepetiniz Boş
Kurs Eklemek için tıklayınız.
09.12.2019

Ülkemizde ki yaygın anlayışa göre sağlık kavramını hastane, doktor, ameliyat, ilaç gibi medikal boyutuyla sınırlı görme eğilimine sahibiz.

Oysa günümüzde koruyucu sağlık ve sağlıklı yaşam kültürünün benimsenmesi odaklı bir anlayışa ihtiyacımız bulunmaktadır.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi – Mülkiye mezunu ve sosyal kalkınma doktorası yapmış birisi olarak Başkanı olduğum Vakıf çalışmalarımızda sağlık konusuna multidisipliner bir yaklaşımla bakıyoruz.

Eğitim sistemimizden başlayarak, sağlık anlayışımızın tedavi etme odaklı olmak yerine eğitimle, beslenme ve egzersiz gibi alışkanlıklarımızı küçük yaşlardan itibaren yönetme becerisi kazanmamız gerekiyor.

Yaşam kalitesi dediğimiz, olabildiğince tıbbi müdahalelerden uzak bir yaşamı keşfetmeliyiz. Vakıf çalışmalarımıza bu anlayış içerisinde devam etmekteyiz.

Sağlıklı bir yaşam sürme ve sağlıklı bir çevrede yaşama, temel insan hakları içerisinde yer almaktadır. Bu noktada ülkeler arasında çok büyük farklar olduğunu görüyoruz.

Gelişmiş ülkeler kaliteli ve uzun yaşam süresine odaklanmış iken gelişmekte olan ülkelerin pek çoğu kanser, diabet, kalp hastalıkları gibi sosyal ve ekonomik maliyeti yüksek hastalıklarla adeta boğuşmaktadırlar.

Ülkemizde son yıllarda sağlıklı yaşam kültürünün farkına varılmasına dair olumlu gelişmeleri takip etmekteyiz. Özellikle beslenme, egzersiz, mental sağlık gibi konularda bir hassasiyet oluşmaya başlamıştır.

Sağlığın medikal alanı dışındaki içeriğine de odaklanabildiğimiz ölçüde sağlıklı bir toplumda yaşama şansımızın artacağını değerlendiriyorum.

Birey sağlığının korunması ve geliştirilmesinde en önemli aşama, okul öncesi eğitim dönemidir. Vakıf senedimizde özellikle okul öncesi eğitim faaliyetlerine yer verdik. Çocukluk döneminde edinilecek bireysel temizlik ve hijyen alışkanlıkları, mental-motor gelişimi, egzersiz, beslenme alışkanlıkları tüm hayatımızı şekillendirmektedir.

2014-2015 yıllarında yaptığımız “Okul Öncesi Kaynaştırma Eğitimi” projemizde, özel öğrenim gereksinimi olan 4-6 yaş öğrencilerimizi özel eğitim desteğiyle, araç gereç donanımıyla normal sınıflarda akranları ile eğitim görmelerini sağladık.

Bu çalışmanın çok değerli iki çıktısı oldu. İlki kaynaştırma gereksinimi olan çocuklarımız hızla akranları seviyesinde akademik gelişim gösterdiler. İkinci önemli çıktı ise diğer öğrencilerimizin vicdani gelişimlerinde çok değerli kazanımlar sağlanması idi.

Türkiye Sağlık Vakfı olarak, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini her zaman ana faaliyetimiz olarak değerlendirmekteyiz. 2012 yılında kamuoyunda çok büyük ilgi gören “Akılcı İlaç Kullanımı Farkındalık Araştırması” nı yaptık ve yayınladık.

Sağlık hizmetlerinin kalitesi bir ülkeyi yaşanabilir kılan kriterlerin başında gelmektedir. Vatandaşların etkili, ulaşılabilir ve kaliteli bir sağlık hizmeti alabilmesinin önemli bir parçası da “ilaç” tır.

“Sağlıkta Dönüşüm Programı” ile Sağlık hizmetlerinde tartışılan konular değişmiş, hasta kuyrukları yerine hasta memnuniyeti, sağlık hizmetine erişimden çok hasta güvenliği, bulunmayan ilaç yerine ilaç harcamalarının miktarı kamuoyunun ilgisini çekmektedir.

Hizmet sunumu boyutu ile Sağlık Bakanlığı’ nın, finansal açıdan da Sosyal Güvenlik Kurumu’ nun uygulamalarının sürdürülebilirliğinin sağlanması için vatandaş olarak bizlerin de sisteme tutum, davranış ve alışkanlıklarımızla uyum göstermemiz gerekmektedir.

Bu araştırma ile vatandaşlarımızın “ilaç” konusunda, davranış ve tercihlerini tespit ederek, “akılcı ilaç” kullanımı konusunda farkındalık oluşturmayı hedeflemiştik.

Araştırmamızda;

  • Soruları yanıtlayanların yüzde 53,2’si tedavileri sırasında gereksiz ilaç yazıldığını düşündüğü
  • Araştırmaya katılanların yüzde 24,6’sının ecza dolabında antibiyotik bulunduğu
  • Soruları yanıtlayanların yüzde 94’ü de evlerinde de en az bir kutu miadı dolmuş ilaç bulunduğunu
  • Katılımcıların yüzde 63,3’ü son iki yıl içinde reçetelendirilen en az bir ilacı hiç kullanmadığı gibi son derece çarpıcı verilere ulaşılmıştı.

Araştırmanın sonuç bölümünde “Çok ilaç yazan doktorun iyi doktor kabul edilmesi, antibiyotiğin her derde deva görülmesi” gibi yaygın ama yanlış alışkanlıkların değiştirilmesi gerektiğini belirtmiştik.

Ülkemizde kamu sağlık hizmetleri yanı sıra son yıllarda özel sektör sağlık hizmetlerinin de hızla gelişmeye başladığı, Avrupa standartlarında hizmet üretip, sağlık sistemine entegre olduğu görülmektedir. Ülkemiz, sahip olduğu sağlık tesisi, yetişmiş insan gücü, teknolojik altyapı ve tecrübe birikimi ile sağlık turizmi açısından önemli bir cazibe merkezi konumundadır.

Türkiye turizm gelirleri açısından dünyada ilk 5 ülke arasına girmeyi başarmıştır. Sağlık turizminin belirginleşmesi ve geliştirilmesi yoluyla turizm gelirlerinin daha da arttırılması ve bunun sonucunda daha üst sıralara çıkmak mümkün olabilecektir.

Türkiye Sağlık Vakfı’nın hazırladığı “Dünyada ve Türkiye’de Sağlık Turizmi – Durum Analiz Raporu ve Çözüm Önerileri” kitabı, bu alanda çalışma yapan tüm ilgili kişi ve kurumlara rehberlik edecek içeriğe sahip bulunuyor. Rapor, sektörde bulunan ya da ilgi gösteren tarafları bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Raporda yer alan istatistik bilgiler, hazırlandığı dönemde halka açık bilgi kaynaklarına dayanılarak derlenmiştir.

Rapor, sağlık-turizm ilişkisinin insanların sağlığına katkı ve tedavi boyutunu vurgulayan tıbbi turizm ile termal turizm, spa-wellness (sudan gelen sağlık), yaşlı ve engelli turizmini ele almıştır.

Yaşam Boyu Sağlık Eğitimlerinin Sürdürülebilir Toplum Sağlığına Katkıları: Türkiye Sağlık Vakfı Örneği

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) “İnsanın, fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden tam bir iyilik halinde olması” şeklinde sağlığı tanımlamaktadır. İnsanın tam bir iyilik içinde olması, bilimsel sağlık eğitimine bağlıdır. Bu eğitimin bireysel düzlemden toplumsal düzleme çok boyutlu bir paradigmayla topluma sunulması gerekmektedir. Sağlıklı yaşamın sürdürülebilir olması toplumsal, kültürel, ekonomik faktörlerle ilişkilidir. Kültürel toplumsal, teknolojik faktörlerin sağlığı tam bir iyilik haline dönüştürmesi için eğitim elzemdir. Bu kapsamda, kamu ve özel sektör eliyle yürütülen eğitim çalışmaları önemlidir. Ancak kâr amacı gütmeyen sivil toplum kurumlarının sağlık eğitimine yönelik yapacakları faaliyetlerin toplumsal sürdürülebilir sağlık bilincine katkısı ve katma değeri öne çıkmaktadır. Bu çerçevede Türkiye Sağlık Vakfı (TSV) bireysel ve toplumsal düzlemde sağlık bilimini artırabilmek ve ekonomik açıdan sürdürülebilir kılmak amacıyla bir model geliştirmiştir. Üniversitelerde ve özel sağlık kurumlarında da verilen çok sayıda eğitime farklı bir perspektif kazandırarak 65 farklı alanda sağlık eğitimi başlatmıştır. Bu eğitimlerin amacı bireylerin ve toplumun tam biri iyilik haline varmasına eğitim aracılığıyla sürdürülebilir kılmaktır.

TSV’nın bu perspektif ve modelle hazırladığı eğitimleri mesleki ve kişisel gelişim, sağlık hukuku eğitimleri, sağlık sektörüne yönelik meslek edindirme eğitimleri, psikoloji ve sağlık seminerleri ana başlıklarında toplayabiliriz.

https://www.healthworldnews.net/yasam-boyu-saglik-egitimlerinin-surdurulebilir-toplum-sagligina-katkilari-turkiye-saglik-vakfi-ornegi/

Diğer Haberler